İndirimin uygulanabilmesi için toplam sepet tutarı, indirim tutarından yüksek olmalıdır.
Sepet tutarınız (kargo hariç):
İndirim tutarı:
Eklenmesi gereken min. tutar:
Ücretsiz kargo uygulanabilmesi için indirim sonrası toplam sepet tutarı, ücretsiz kargo limitine eşit veya yüksek olmalıdır.
Sepet tutarınız (kargo hariç):
Ücretsiz kargo limiti:
Eklenmesi gereken min. tutar:
Sepete eklendi

Dijital ürün
%61
Tükendi

2. AĞA’NIN YASAK ŞEHVETİ +21
59
TL
150
TL
KİTAP 323 SAYFADAN OLUŞMAKTADIR. 21. BÖLÜMDEN 40. BÖLÜME KADAR.
+21 CİNSEL İÇERİKLİDİR ⚠️
ÖNİZLEME:
“Cesaretine hayran oluyorum Elzem,” diye fısıldadı, dudakları kulak memesine sürtünürken sesi zihnimi uyuşturuyordu.
Diğer eli çenemi buldu, parmakları tenimi hafifçe kavrayıp başımı yukarı kaldırdı. Gözlerindeki o vahşi sahiplenme ve bastırılmış arzu, beni de içine çeken dev bir girdap gibiydi.
Gözlerimi ondan bir saniye bile kaçırmadan, tam aksine o karanlık bakışların içine bilerek ve isteyerek basarak diktim gözlerimi. Artık korkak bir hizmetçi değil, bu odadaki dengeleri değiştirmeye karar vermiş bir kadındım.
Şahin Ağa’nın çenemi kavrayan parmakları, sanki kimin kime boyun eğeceğini test eder gibi hafifçe battı tenime. Ama bu kez canımın yanması umrumda bile değildi; çünkü onun o demirden iradesini çatlatmanın tek yolunun, kendi kurallarını ona karşı kullanmak olduğunu anlamıştım.
“Cesaret mi?” diye fısıldadım, dudaklarımın arasından süzülen ses tonu bilinçli olarak baştan çıkarıcı, hafif alaycı ama bir o kadar da davetkâr bir tını taşıyordu. “Buna cesaret denmez Ağam, buna mecburiyetin en tatlı hali denir.”
Şahin Ağa’nın o keskin, tavizsiz hatları bu cüretkâr karşılıkla birlikte anlık bir şokla gerildi. Kara gözlerindeki o tehlikeli parıltı daha da koyulaştı; sanki karşısında ilk defa başını kaldıran bir dişi kurt görmüş gibi şaşırmış ama bir o kadar da büyülenmişti.
Aramızdaki o ince çizgiyi tamamen yok edercesine hareket etti. Geniş, nasırlı ellerinden biri belimdeki yerini terk edip aşağıya, ince geceliğin kumaşına tutunarak kalçamın üzerinden bacaklarıma, oradan da uyluklarımın hassas tenine doğru kaydı.
Sert parmakları, kumaşın üzerinden bile içimi kavuran bir ateş gibi tenimi okşarken, beni kendi devasa ve kaya gibi sert bedenine öyle bir yapıştırdı ki, nefesim kesildi. Bacaklarımın arasına sızan o dayanılmaz sıcaklığı ve kaslarının gücünü her hücremde hissediyordum.
Buna rağmen gözlerimi onunkilerden ayırmadım. Konuşurken titremeyen sesimle, yengemin o kirli ama bu anı kurtaran tüyosunu kendi silahıma dönüştürerek dudaklarımı hafifçe araladım.
Elimi yavaşça onun o sudan yeni çıkmış, geniş ve damarlı göğsüne koyup parmak uçlarımda hafifçe yükselerek. “Ama şartım var…”
“Ne?” Dedi aniden.
+21 CİNSEL İÇERİKLİDİR ⚠️
ÖNİZLEME:
“Cesaretine hayran oluyorum Elzem,” diye fısıldadı, dudakları kulak memesine sürtünürken sesi zihnimi uyuşturuyordu.
Diğer eli çenemi buldu, parmakları tenimi hafifçe kavrayıp başımı yukarı kaldırdı. Gözlerindeki o vahşi sahiplenme ve bastırılmış arzu, beni de içine çeken dev bir girdap gibiydi.
Gözlerimi ondan bir saniye bile kaçırmadan, tam aksine o karanlık bakışların içine bilerek ve isteyerek basarak diktim gözlerimi. Artık korkak bir hizmetçi değil, bu odadaki dengeleri değiştirmeye karar vermiş bir kadındım.
Şahin Ağa’nın çenemi kavrayan parmakları, sanki kimin kime boyun eğeceğini test eder gibi hafifçe battı tenime. Ama bu kez canımın yanması umrumda bile değildi; çünkü onun o demirden iradesini çatlatmanın tek yolunun, kendi kurallarını ona karşı kullanmak olduğunu anlamıştım.
“Cesaret mi?” diye fısıldadım, dudaklarımın arasından süzülen ses tonu bilinçli olarak baştan çıkarıcı, hafif alaycı ama bir o kadar da davetkâr bir tını taşıyordu. “Buna cesaret denmez Ağam, buna mecburiyetin en tatlı hali denir.”
Şahin Ağa’nın o keskin, tavizsiz hatları bu cüretkâr karşılıkla birlikte anlık bir şokla gerildi. Kara gözlerindeki o tehlikeli parıltı daha da koyulaştı; sanki karşısında ilk defa başını kaldıran bir dişi kurt görmüş gibi şaşırmış ama bir o kadar da büyülenmişti.
Aramızdaki o ince çizgiyi tamamen yok edercesine hareket etti. Geniş, nasırlı ellerinden biri belimdeki yerini terk edip aşağıya, ince geceliğin kumaşına tutunarak kalçamın üzerinden bacaklarıma, oradan da uyluklarımın hassas tenine doğru kaydı.
Sert parmakları, kumaşın üzerinden bile içimi kavuran bir ateş gibi tenimi okşarken, beni kendi devasa ve kaya gibi sert bedenine öyle bir yapıştırdı ki, nefesim kesildi. Bacaklarımın arasına sızan o dayanılmaz sıcaklığı ve kaslarının gücünü her hücremde hissediyordum.
Buna rağmen gözlerimi onunkilerden ayırmadım. Konuşurken titremeyen sesimle, yengemin o kirli ama bu anı kurtaran tüyosunu kendi silahıma dönüştürerek dudaklarımı hafifçe araladım.
Elimi yavaşça onun o sudan yeni çıkmış, geniş ve damarlı göğsüne koyup parmak uçlarımda hafifçe yükselerek. “Ama şartım var…”
“Ne?” Dedi aniden.
Bu ürün dijital ortamda teslim edilir.
Bu ürünleri beğenebilirsiniz









