Tick icon
Sepete eklendi
Edebiyatın Felsefi Soruları I - İNDİRİMLİ ÜRÜN !
4.800 TL
Adet
Edebiyatın Felsefi Soruları I
Prof.Dr.Aslı Kotaman Anlatımıyla

Homeros ve İyi Yaşam: Odysseia’ya Felsefi Yaklaşımlar
Odysseia çok yönlü felsefi derinliği olan bir hikâyedir. Bize çokça soru sorar. İnsan dünyadaki yerini nasıl bulur? Ölümsüzlük gerçekten arzulanacak bir şey midir? Zekâ bizi özgürleştirir mi, yoksa başkaları üzerinde iktidar kurmanın aracına mı dönüşür? Eve dönmek, eski düzeni yeniden kurmak anlamına mı gelir? Bu dört haftalık ders, Homeros’un destanını bu sorular çevresinde okuyacak.
İnsan, öleceğini bildiği ve bütünüyle kontrol edemediği bir dünyada iyi bir hayatı nasıl kurabilir?
Bu dünyadan kaçmak ya da ölümsüz olmak değil, kendi sonluluğunu kabul ederek dünyadaki yerini bulmakla. Fakat Adorno ve feminist okumalar bu uyum fikrinin bedelini sorar: Kurulan düzen kimin evidir, kimleri dışarıda bırakır ve kimlerin ölümü üzerine kurulur?
1. Hafta - Mitoloji felsefeden önce neyi düşünüyordu?
Kaostan kozmosa: Dünyada kendine bir yer bulmak
İlk hafta mitoloji ile felsefe arasındaki ilişkiyi kuracağız. Mit, henüz kavramlarla konuşmayan ama insanın dünyadaki yeri, ölüm, adalet ve iyi yaşam üzerine düşünen bir anlatı biçimi olarak ele alınacak. Luc Ferry’ye göre Yunan mitlerinin temel sorusu şu: Ölümlü insan, kendisinin yaratmadığı bir dünyada iyi bir hayatı nasıl yaşayabilir?
Bu açıdan Odysseus’un yolculuğu yalnızca Troya’danİthaka’ya doğru yapılan coğrafi bir dönüş değildir. Savaş onu ait olduğu yerden koparmış, hayatını kaos hâline getirmiştir. İthaka’ya dönmek ise yeniden kosmosa, yani düzenli ve anlamlı bir dünyaya yerleşmektir. Ancak burada tartışılması gereken soru şudur: İnsanın “doğru yeri” önceden belirlenmiş midir, yoksa yolculuk sırasında mı kurulur?
I. bölümün açılışı ve Odysseus’un “çok yönlü” anlamındaki polytropos sıfatını okuyacağız. Emily Wilson çevirisinde karmaşık olarak çevrilen sıfatın ondan önceki tüm metinlerde neden güç olarak düşünüldüğünü sorgulayacağız. Bu hafta mythos, logos, kaos, kosmos, kader
kavramlarını ve Luc Ferry’yi merkeze alacak ve iyi hayat, insanın dünyadaki yerini bulması mıdır? Diye soracağız.
2. Hafta - Ölümsüzlük mü, ölümlü bir hayat mı?
Kalypso’nun teklifi ve iyi yaşam sorusu
Kalypso, Odysseus’a yaşlanmayacağı ve ölmeyeceği bir hayat teklif eder. Üstelik bu hayat güzellik ve haz içinde geçecektir. Odysseus ise ölümlü Penelope’ye ve sıradan İthaka’yadönmeyi seçer. Ferry’ye göre bu ret, Odysseia’nın felsefi merkezidir: İyi yaşanmış ölümlü bir hayat, insanın kendisine ait olmayan bir ölümsüzlükten daha değerlidir.
Odysseus ile Akhilleus’un seçimlerini karşılaştırabiliriz. Akhilleus kısa bir hayat karşılığında ölümsüz şöhreti, yani kleosu seçer. Odysseus ise şöhretten çok nostosu, eve dönüşü seçer. Fakat Hades’te karşılaştığımız Akhilleus, ölüler arasında kral olmaktansa yaşayan bir yoksulun hizmetkârı olmayı tercih edeceğini söyler. Destan, kahramanlığın ölümsüzlük vaadini kendi içinden sorgular.
5. bölümdeki Kalypso ile Odysseus; 11. bölümdeki Akhilleus’un konuşmasını merkeze alacak ve ölümlülük, kleos, nostos, sonluluk, iyi yaşamı konuşacağız.
Sizce ölümü ortadan kaldırmak hayatı daha değerli mi, yoksa anlamsız mı kılar?
3. Hafta - Zekâ, kurnazlık ve modern öznenin doğuşu
“Hiç Kimse” kimdir?
Odysseus kas gücünden çok mētis ile, yani pratik zekâ, kurnazlık ve koşullara uyum sağlama yeteneğiyle hayatta kalır. Kyklop’a adının “Hiç Kimse” olduğunu söyler, Kirke’yekarşı önlem alır, Sirenleri dinleyebilmek için kendisini direğe bağlatır. Fakat bu zekâ yalnızca özgürleştirici değildir: Odysseus dünyayı kontrol edebilmek için hem kendisini hem yanındakileri disiplin altına alır.
Theodor Adorno ve Max Horkheimer, Aydınlanmanın Diyalektiği’nde Odysseus’u modern, hesapçı öznenin erken örneği olarak okur. Sirenler sahnesinde Odysseus arzudan vazgeçmez; onu güvenli ve denetlenebilir hâle getirir. Tayfalar çalışırken kulakları kapalıdır; efendi ise bağlı olmak koşuluyla güzelliği dinleyebilir. Böylece aynı sahne hem aklın insanı kurtarmasını hem de akıl, iktidar ve sınıf arasındaki ilişkiyi gösterir.
9. bölümde “Hiç Kimse” oyunu ve 12. Bölümde Sirenler merkeze alınırken mētis, özne, araçsal akıl, özdenetim, iktidar kavramlarını sorgulayacağız.
Adorno ve Horkheimer’a bakarak, “Odysseus’un zekâsı özgürlüğün mü, tahakkümün mü başlangıcıdır?” diye soracağız.
4. Hafta - Eve dönüş gerçekten düzeni geri getirir mi?
Adalet ve şiddet
Son hafta Ferry’nin “kaostan kozmosa dönüş” yorumunu sınayacağız. Odysseus İthaka’ya ulaşınca hemen eski kimliğine dönemez; dilenci kılığına girer, insanları sınar ve ancak yara izi, yay ve evlilik yatağı aracılığıyla tanınır. Eve dönüş böylece yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda anlatısal bir süreçtir: Odysseus’un kim olduğunu yeniden kanıtlaması gerekir.
Fakat düzenin kurulması taliplerin öldürülmesi ve köle kadınların asılmasıyla tamamlanır. O hâlde İthaka gerçekten yeniden “kozmos”a mı dönüşmüştür, yoksa eski ataerkil düzen şiddet yoluyla mı geri getirilmiştir? Penelope’nin yatağı yerinden oynatılamaz çünkü bir zeytin ağacının kökleri üzerine kurulmuştur. Bu imge aidiyeti ve sürekliliği temsil eder; fakat aynı zamanda değişmeyen bir ev ve aile düzeni fikrini de yüklenir.
19.bölümdeki yara izi, 21 ve 24. bölümlerdeki yay ve intikam, 24.bölümdeki yatak sınaması sahnesiyle tanınma, anlatısal kimlik, adalet, intikam, siyasal düzeni konuşacağız.
Odysseia’nın sonunda adalet mi sağlanır, iktidar mı el değiştirir?
Temel Kaynaklar:
Ders boyunca temel metin olarak Homeros’un Azra Erhat ve A. Kadir tarafından Türkçeye çevrilen, Can Yayınları ya da Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanmış Odysseia çevirisi kullanılacaktır. Katılımcılar iki yayınevinden herhangi birinin baskısını edinebilir. Luc Ferry, Adorno ve Horkheimer ile Jean-Pierre Vernant’ın eserlerinden dersin konularıyla ilgili seçilmiş bölümler okunacaktır. Madeline Miller’ın Ben, Kirke ve Margar

Bu ürün dijital ortamda teslim edilir.

Ödemeniz henüz tamamlanmadı
tutarındaki siparişinizin ödemesi henüz tamamlanmadı. Bu siparişinizi iptal edip, yeni bir sipariş oluşturmak istediğinize emin misiniz?