Tick icon
Sepete eklendi
Musa’nın Çilesi ve Gecesi
42.000 TL
Ücretsiz kargo
Adet
Kral Musa o sabah sarayından değil, Beyoğlu’nun arka sokaklarından çıktı. Tahtını çoktan bırakmış, eline bir tepsi mesir macunu almıştı. “Halkın arasına karışacağım,” diyordu. Halkın arasına karışmanın bu kadar zabıtalı bir iş olduğunu bilmiyordu.

Önce Galata Kulesi’nin dibine çöktü. Daha ilk macunu satamadan zabıta geldi: “Dayı, burada olmaz.” Musa “Ben dayı değilim, kralım,” deyince daha hızlı kovuldu. Taksim’e çıktı; bu kez komşu esnaf söylendi: “Tezgâhın dükkânın önünü kapatıyor!” Mısır Çarşısı’na indi, orada da mesircilere rakip oldu. Sultanahmet’e geçti, Topkapı’nın çevresinde dolandı. Nereye tezgâh açsa ya devlet onu istemedi ya esnaf. Musa akşama doğru şunu anlamıştı: Kızıldeniz’i ikiye ayırmak, İstanbul’da işporta açmaktan daha kolaydı.

Sonunda tepsiyi birkaç çingene çocuğuna uzattı. “Alın,” dedi, “krallık da ticaret de sizin olsun.” Çocuklar daha Musa sokağın köşesini dönmeden üç macun satmışlardı.

Tam o sırada önünden kara bir kedi geçti. Musa bunu ilahi bir işaret saydı ve peşine düştü. Kedi onu Galata’dan meyhanelere, meyhanelerden başka meyhanelere götürdü. Rakı şaraba, şarap biraya, bira artık ne olduğu bilinmeyen bir şeye karıştı.

Gece ilerledikçe Musa’nın bütün mucizeleri küçüldü; geriye yalnızca sarhoş bir adamın İstanbul’a karşı duyduğu tuhaf sevgi kaldı.
Sabah Sarayburnu’nda uyandı. Başının yanında kara kedi oturuyordu. Ne tacı vardı ne tezgâhı ne de mesir macunu.

Musa denize baktı ve gülümsedi:

“Demek özgürlük, insanın kovulacak hiçbir yerinin kalmamasıymış.”

Kedi esnedi.

İstanbul ise hiçbir şey olmamış gibi yeni güne başladı.

Resim; 33x45 cm, karışık teknik
Satış linkleri Bio'da; Shopier ve Saatchi

#hikaye #resim #sanat #art #moses

Bu dükkandaki tüm ürünler ücretsiz kargo ile gönderilir.

Ödemeniz henüz tamamlanmadı
tutarındaki siparişinizin ödemesi henüz tamamlanmadı. Bu siparişinizi iptal edip, yeni bir sipariş oluşturmak istediğinize emin misiniz?