Ana sayfa
Fırından çıkan her eser, bütün bu aşamaların ve saatler süren el emeğinin sonucunda son hâlini alıyor. El işçiliğinin doğası gereği küçük farklılıklar taşıyan her parça bu nedenle kendine özgü ve biricik oluyor.
Benim için çini; desen, sabır, renk ve ateşin bir araya gelerek kalıcı bir esere dönüşmesi.
Benim için çini; desen, sabır, renk ve ateşin bir araya gelerek kalıcı bir esere dönüşmesi.
Hobi Sevdam’a Hoş Geldiniz
Hobi Sevdam, çini sanatına duyulan bir sevginin zamanla renklere, desenlere ve el emeğiyle hazırlanan eserlere dönüşmesinden doğdu.
Her şey bir hobi olarak başladı. Fırçanın ucundaki renkler, geleneksel motifler ve toprağın ateşle buluşarak kalıcı bir esere dönüşmesi; zamanla benim için yalnızca bir uğraş değil, büyük bir sevda haline geldi. Hobi Sevdam ismi de tam olarak bu yolculuğu anlatıyor.
Çalışmalarımda geleneksel Türk çini sanatından ve yüzyıllardır yaşatılan motiflerden ilham alırken, her esere kendi yorumumu ve emeğimi katmaya çalışıyorum. Tabaklardan vazolara, dekoratif objelerden özel tasarımlara kadar her parça tek tek, özenle hazırlanıyor.
El işçiliğinin en güzel tarafının, birbirinin tamamen aynısı olmayan eserler ortaya çıkarması olduğuna inanıyorum. Bu nedenle Hobi Sevdam’daki her parça, küçük farklılıkları ve fırça izleriyle kendine özgü bir karakter taşıyor.
Amacım yalnızca güzel objeler üretmek değil; geleneksel Türk çini sanatının renklerini ve hikâyelerini bugünün yaşam alanlarına taşıyan, yıllarca saklanabilecek eserler hazırlamak.
Bir hobiyle başlayan bu sevdayı şimdi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.
Saygı ve sevgilerimle,
Hobi Sevdam, çini sanatına duyulan bir sevginin zamanla renklere, desenlere ve el emeğiyle hazırlanan eserlere dönüşmesinden doğdu.
Her şey bir hobi olarak başladı. Fırçanın ucundaki renkler, geleneksel motifler ve toprağın ateşle buluşarak kalıcı bir esere dönüşmesi; zamanla benim için yalnızca bir uğraş değil, büyük bir sevda haline geldi. Hobi Sevdam ismi de tam olarak bu yolculuğu anlatıyor.
Çalışmalarımda geleneksel Türk çini sanatından ve yüzyıllardır yaşatılan motiflerden ilham alırken, her esere kendi yorumumu ve emeğimi katmaya çalışıyorum. Tabaklardan vazolara, dekoratif objelerden özel tasarımlara kadar her parça tek tek, özenle hazırlanıyor.
El işçiliğinin en güzel tarafının, birbirinin tamamen aynısı olmayan eserler ortaya çıkarması olduğuna inanıyorum. Bu nedenle Hobi Sevdam’daki her parça, küçük farklılıkları ve fırça izleriyle kendine özgü bir karakter taşıyor.
Amacım yalnızca güzel objeler üretmek değil; geleneksel Türk çini sanatının renklerini ve hikâyelerini bugünün yaşam alanlarına taşıyan, yıllarca saklanabilecek eserler hazırlamak.
Bir hobiyle başlayan bu sevdayı şimdi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.
Saygı ve sevgilerimle,
—Sevda Ayılmaz
Üretim aşamalarım;
-
Desen SeçimiHer eser, üzerinde çalışmak istediğim deseni seçmemle başlıyor.
-
Desen AktarımıDeseni belirledikten sonra parşömen kâğıdına çiziyor ve çizgiler boyunca küçük delikler açarak aktarım için hazırlıyorum. Hazırladığım deseni çini formunun üzerine yerleştirerek özel meşe kömürü yardımıyla yüzeye aktarıyorum.
-
Tahrir ve RenklendirmeArdından çini sanatının en önemli aşamalarından biri olan tahrir işlemine başlıyorum. Desenin ana hatlarını ve ince detaylarını tek tek belirginleştirdikten sonra sıra renklendirmeye geliyor.
-
Sır ve Fırınİlk bakışta renkleri örten sır tabakası, yaklaşık 900°C sıcaklıktaki fırında pişirildiğinde şeffaflaşarak çininin kendine özgü parlak yüzeyini ortaya çıkarıyor. Aynı zamanda renkler de gerçek canlılığına bu aşamada kavuşuyor.
Benim Hikâyem
Uzun yıllar hemşire olarak çalıştıktan sonra emekli oldum. Hayatımın bu yeni döneminde zamanımı güzel ve anlamlı bir şekilde değerlendirmek, aynı zamanda yeni şeyler öğrenmeye devam etmek istedim. Bu düşünceyle Kültürel Miras ve Turizm okumaya başladım.
Eğitimim sırasında tarihi yapıları ve eski eserleri daha yakından tanıdıkça, üzerlerindeki çiniler özellikle dikkatimi çekmeye başladı. Renklerin uyumu, motiflerin inceliği ve her desenin geçmişten bugüne taşıdığı hikâye beni giderek daha fazla etkiledi. Bu merakım, beni geleneksel Türk çini sanatıyla tanıştırdı.
İlk başlarda benim için yalnızca keyifle vakit geçirebileceğim bir hobiydi. Belki de gelip geçici olacağını düşünüyordum. Fakat zamanla fırçanın ucunda şekillenen her desen, öğrendiğim her yeni motif ve ortaya çıkardığım her eser beni bu sanata biraz daha bağladı.
Uzun yıllar hemşire olarak çalıştıktan sonra emekli oldum. Hayatımın bu yeni döneminde zamanımı güzel ve anlamlı bir şekilde değerlendirmek, aynı zamanda yeni şeyler öğrenmeye devam etmek istedim. Bu düşünceyle Kültürel Miras ve Turizm okumaya başladım.
Eğitimim sırasında tarihi yapıları ve eski eserleri daha yakından tanıdıkça, üzerlerindeki çiniler özellikle dikkatimi çekmeye başladı. Renklerin uyumu, motiflerin inceliği ve her desenin geçmişten bugüne taşıdığı hikâye beni giderek daha fazla etkiledi. Bu merakım, beni geleneksel Türk çini sanatıyla tanıştırdı.
İlk başlarda benim için yalnızca keyifle vakit geçirebileceğim bir hobiydi. Belki de gelip geçici olacağını düşünüyordum. Fakat zamanla fırçanın ucunda şekillenen her desen, öğrendiğim her yeni motif ve ortaya çıkardığım her eser beni bu sanata biraz daha bağladı.
“Hobi olarak başlayan bir sevdanın hikâyesi.”
Ana sayfa