+18 Urfa Güzeli 4
100
TL
Parmak uçlarımda, merdivenlerin gıcırdamaması için büyük bir çaba sarf ederek
basamakları birer birer tırmandım. Üst kata ulaştığımda beni uzun, loş bir koridor
karşıladı. Koridorun sonundaki aralık kapıdan içeri süzülen ay ışığı, bana yol
gösteriyordu. Yavaşça ilerleyip yatak odasından içeri adımımı attım.
Burası tamamen Ferzan’ı yansıtıyordu. Koyu renk mobilyalar, devasa, simsiyah örtülerle
kaplı bir yatak ve odanın bütün duvarını kaplayan devasa bir ahşap gardırop. Odanın
içine sinmiş koku o kadar yoğundu ki, adam yanımda olmasa bile varlığını iliklerime
kadar hissediyordum. Fazla oyalanmamam gerekiyordu. Ferzan her an eve girebilirdi.
Hızla gardırobun kapaklarından birini usulca araladım. İçerisi düzenli bir şekilde asılmış
koyu renk tişörtler, gömlekler ve kazaklarla doluydu. Gözüme kestirdiğim simsiyah, dev
gibi bir pamuklu tişörtü askıdan hızla çektim. Ardından alt raflarda duran gri, bağcıklı bir
eşofman altını kavradım. Kıyafetleri göğsüme bastırıp, zafer kazanmışçasına
gülümsedim. Bu devasa kumaş yığınlarının içinde tamamen kaybolacaktım Ferzan
hiçbir kıvrımımı göremeyecekti.
Tam arkamı dönüp banyoya doğru zafer adımlarıyla kaçmayı planladığım saniye...
“Altına bokser da giyebilirsin, alt çekmecede.”
Hemen arkamdan, ensemde patlayan bu kalın, pürüzlü, alaycı ve buram buram tehlike
kokan erkek sesi, beynimden vurulmuşa dönmeme neden oldu.
Korkudan aklım tamamen başımdan gitti. Kalbim göğüs kafesimi yarıp dışarı fırlayacak
gibi şiddetle çarptı. Dudaklarımdan kontrolsüz, tiz ve korku dolu bir çığlık koptu.
“Ah!”
Can havliyle, elimdeki kıyafetleri göğsüme kalkan yaparak hızla arkama döndüm.
Dönüşüm öylesine ani, öylesine telaşlı ve sarsıntılıydı ki, banyoda bedenime sardığım ve
sadece basit bir kıvrımla göğsümün ortasına tutturduğum ıslak, devasa gri havlu bu
şiddetli harekete dayanamadı.
Göğsümün ortasındaki düğüm saniyeler içinde çözüldü.
Ağır, kalın ıslak havlu göğüslerimden kaydı, ince belimi sıyırıp bacaklarımdan aşağıya
doğru süzüldü ve yumuşak, tok bir sesle ayaklarımın dibine, ahşap zemine yığıldı.
Buz kestim. Zamanın akışı durdu. Nefesim boğazımda tamamen asılı kaldı.
Çırılçıplaktım.
Elimde göğsüme siper etmeye çalıştığım Ferzan’ın tişörtü ve eşofmanı olmasa, bütün
bedenim tamamen adamın gözlerinin önündeydi. Ama elimdeki kumaş parçaları bile
çıplak omuzlarımı, bacaklarımı ve kalçalarımın kıvrımlarını gizlemeye yetmiyordu.
Karşımda, yatak odasının kapı pervazına omzunu yaslamış, kollarını göğsünde
kavuşturmuş halde duran Ferzan Koçarslan vardı. Az önce dudaklarındaki o muzip, beni
gizlice izlerken eğlendiğini belli eden alaycı gülümseme, havlunun yere düşmesiyle
birlikte anında, bıçak gibi kesilmişti.
(dijital üründür satın aldıktan sonra indir butonuna tıklayınız iadesi yoktur 130 sayfadır.)
basamakları birer birer tırmandım. Üst kata ulaştığımda beni uzun, loş bir koridor
karşıladı. Koridorun sonundaki aralık kapıdan içeri süzülen ay ışığı, bana yol
gösteriyordu. Yavaşça ilerleyip yatak odasından içeri adımımı attım.
Burası tamamen Ferzan’ı yansıtıyordu. Koyu renk mobilyalar, devasa, simsiyah örtülerle
kaplı bir yatak ve odanın bütün duvarını kaplayan devasa bir ahşap gardırop. Odanın
içine sinmiş koku o kadar yoğundu ki, adam yanımda olmasa bile varlığını iliklerime
kadar hissediyordum. Fazla oyalanmamam gerekiyordu. Ferzan her an eve girebilirdi.
Hızla gardırobun kapaklarından birini usulca araladım. İçerisi düzenli bir şekilde asılmış
koyu renk tişörtler, gömlekler ve kazaklarla doluydu. Gözüme kestirdiğim simsiyah, dev
gibi bir pamuklu tişörtü askıdan hızla çektim. Ardından alt raflarda duran gri, bağcıklı bir
eşofman altını kavradım. Kıyafetleri göğsüme bastırıp, zafer kazanmışçasına
gülümsedim. Bu devasa kumaş yığınlarının içinde tamamen kaybolacaktım Ferzan
hiçbir kıvrımımı göremeyecekti.
Tam arkamı dönüp banyoya doğru zafer adımlarıyla kaçmayı planladığım saniye...
“Altına bokser da giyebilirsin, alt çekmecede.”
Hemen arkamdan, ensemde patlayan bu kalın, pürüzlü, alaycı ve buram buram tehlike
kokan erkek sesi, beynimden vurulmuşa dönmeme neden oldu.
Korkudan aklım tamamen başımdan gitti. Kalbim göğüs kafesimi yarıp dışarı fırlayacak
gibi şiddetle çarptı. Dudaklarımdan kontrolsüz, tiz ve korku dolu bir çığlık koptu.
“Ah!”
Can havliyle, elimdeki kıyafetleri göğsüme kalkan yaparak hızla arkama döndüm.
Dönüşüm öylesine ani, öylesine telaşlı ve sarsıntılıydı ki, banyoda bedenime sardığım ve
sadece basit bir kıvrımla göğsümün ortasına tutturduğum ıslak, devasa gri havlu bu
şiddetli harekete dayanamadı.
Göğsümün ortasındaki düğüm saniyeler içinde çözüldü.
Ağır, kalın ıslak havlu göğüslerimden kaydı, ince belimi sıyırıp bacaklarımdan aşağıya
doğru süzüldü ve yumuşak, tok bir sesle ayaklarımın dibine, ahşap zemine yığıldı.
Buz kestim. Zamanın akışı durdu. Nefesim boğazımda tamamen asılı kaldı.
Çırılçıplaktım.
Elimde göğsüme siper etmeye çalıştığım Ferzan’ın tişörtü ve eşofmanı olmasa, bütün
bedenim tamamen adamın gözlerinin önündeydi. Ama elimdeki kumaş parçaları bile
çıplak omuzlarımı, bacaklarımı ve kalçalarımın kıvrımlarını gizlemeye yetmiyordu.
Karşımda, yatak odasının kapı pervazına omzunu yaslamış, kollarını göğsünde
kavuşturmuş halde duran Ferzan Koçarslan vardı. Az önce dudaklarındaki o muzip, beni
gizlice izlerken eğlendiğini belli eden alaycı gülümseme, havlunun yere düşmesiyle
birlikte anında, bıçak gibi kesilmişti.
(dijital üründür satın aldıktan sonra indir butonuna tıklayınız iadesi yoktur 130 sayfadır.)
Bu ürün dijital ortamda teslim edilir.








